Kurun Gazetesi'nde İsmet İnönü'yü Hatay Sorunu Sebebiyle Eleştiren Asım Us Kimdir?

10 Ocak 1937’de Başbuğ Atatürk hastalığına ve mevsime rağmen İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’a gelmesinin amacı Hatay meselesini daha yakından takip edebilmektir. Tren ile İstanbul’a gelen Atatürk Türk milletinin büyük sevgi ve saygısıyla karşılanır. Kendisi de milletini şapkasını çıkararak selamlar ve Dolmabahçe Sarayı’na geçer. Bu dönemde Kurun Gazetesi’nde herkesi şaşkınlığa düşüren olaylar yaşanmaktadır. Tek parti dönemi olmasına rağmen Kurun Gazetesi başyazarı “Asım Us” İsmet İnönü iktidarını Hatay meselesine karşı eleştiren yazılar yazmaktadır.

Kurun Gazetesi'nde İsmet İnönü'yü Hatay Sorunu Sebebiyle Eleştiren Asım Us Kimdir?
05 Mart 2021 - 20:07
10 Ocak 1937’de Başbuğ Atatürk hastalığına ve mevsime rağmen İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’a gelmesinin amacı Hatay meselesini daha yakından takip edebilmektir. Tren ile İstanbul’a gelen Atatürk Türk milletinin büyük sevgi ve saygısıyla karşılanır. Kendisi de milletini şapkasını çıkararak selamlar ve Dolmabahçe Sarayı’na geçer.


               
Bu dönemde Kurun Gazetesi’nde herkesi şaşkınlığa düşüren olaylar yaşanmaktadır. Tek parti dönemi olmasına rağmen Kurun Gazetesi başyazarı “Asım Us” İsmet İnönü iktidarını Hatay meselesine karşı eleştiren yazılar yazmaktadır. Tek parti dönemi olmasına karşın bir başyazarın eleştiri yazıları halkı şaşkınlığa düşürür. Asım Us bir yazısında “Sayın Başbakan 15 gün evvel Hatay meselesi için 15 gün sonrayı bekleyiniz demişti. Bugün 16. Gündeyiz Hatay meselesinin vaziyeti nedir?” şeklinde yazmaktadır. Asım Us bu şekilde art arda 5 yazı yayınlar.

Dönem tek parti dönemi olduğu için bu tarz yazılar yazmak cesaret işidir. Bu yazıların arkasındaki isim aslında Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu makalelerinde amacı Hatay sorununu bir an evvel çözmektir. Bu sebeple İnönü hükümeti ile birlikte Fransa’yı da sert bir şekilde eleştirmektedir. İlk üç makalesinde Fransa’yı eleştiren Atatürk Fransa’yı işleri yokuşa sürmemesi, Türkiye’yi Osmanlı ile karıştırmaması konularında uyarmaktadır. Ayrıca takip ettiği politika sebebiyle dostu Türkiye’yi kaybedeceğini de belirtmektedir. Dördüncü makalesinde İnönü’yü eleştiren ve meselenin ne durumda olduğunu soran Atatürk, son makalede ise Hatay meselesinde Türkiye’nin haklı olduğunu vurgulamaktadır.

Atatürk’ün Kurun Gazetesi’nde yayınladığı 5 makalenin önemli kısımları ise şu şekildedir:
23 Ocak 1937 tarihinde yayınlanan ilk makalede Atatürk:” “Acaba Fransız devlet adamlarının bu işi böyle çıkmaza sokmaktan amaçları ne olabilir? Doğrusunu söylemek gerekirse biz bunu anlıyoruz.  Anladığımızın açıklaması da şudur: Fransa’nın başına her nasılsa baş diye üşüşmüş olan bu efendiler, idare etmekte oldukları büyük Fransız Milleti’nin nasıl idare olunacağını bilmedikleri gibi Hatay sorunu ile millî alâka güden yeni TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin haklarını müdafaa ve gereğinde onların yerine getirilmesi için göstereceği fiilî enerjiyi de takdirden uzak bulunmaktadırlar.”

İkinci makalede Atatürk Fransa’yı daha sert bir dille uyarmaktadır:” Paris’te Kedorseg denilen bir yer vardır ki, Fransa’nın Dışişleri Bakanlığı olarak tanınmıştır. Bu yer, acaba, Fransız Milleti’nin ve devletinin hakikî menfaatlerini, ciddi bir şekilde sezerek, yerinde müdahale eden uzak görüşlü diplomatların çalıştığı yer midir? Yoksa bir takım anlamsız ve formüllere saplanarak hakikati, dosyaların içeriğine feda edecek kadar dalgın ve dar görüşlü bürokratların yeri midir? İsmi, asırların hatıraları arasına karışan Kedorseg’ın yeşil masasında oturanlar, İnsan Hakları Bildirgesi’ni yayınlayan büyük Fransız İnkılâpçılarının fikir, hürriyet aşkı ve ahlak varisleri için, telakki yolunda yükselen memleketlerde himayeye yeltenen ve onların muzır ve yakıcı faaliyetini müdafaaya çalışan mutaassıplar mıdır?” diye yazan Atatürk makalenin sonunda “Zavallı Fransa bugün  kendisine pek meyilli bir dostunu daha kaybetmek üzeredir” demektedir.



Üçüncü makalede ise Atatürk:
“Hatay Anavatana ya kavuştu ya kavuşacak”
 dedikten sonra makalesine şöyle devam eder: “Böyle yapılmayacak olursa artık, bu o demektir ki, dost tanıdığımız ve dostluklarına değer verdiğimiz o devletler Türk şeref ve haysiyetine, Türk onuruna karşı Fransa’nın ihmalkâr bir vaziyet ve meslek takınmasında sakınca görmüyorlar. O halde biz de gerek Fransa’ya, gerek Fransız siyasetini tenvir etmeye her nedense yanaşmayan o devletlere Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi şeref ve haysiyetini, kendi hak ve menfaatini korumanın yolunu bildiğini söylemek isteriz.”


Dördüncü makalede Atatürk: Hükümete hitap ediyoruz diye başlayan yazısının devamında “15 gün bekleyiniz dediniz, bekledik. 16. Gündeyiz vaziyet nedir? Ne oluyor? Ne olacak? Türk milletini yeniden aydınlatınız” demekte ve yazının devamında “Biz bu sözü Cumhuriyet Hükümeti teşebbüsatının ümit verici bir hedefe erişmesi maksadı ile makul yollarda sükûnet, sabır ve ciddiyet ile çalışmasına mâni olabilmek, umumî bir Türk heyecanını muvakkaten durdurmak için bir devlet emri olarak telakki ettik. Türk milleti bugünden sonraki hareketlerinde gene o sesin vereceği talimata uyduracaktır”  Atatürk büyük devletlerin görüşlerinin Türkiye’den tarafa kaydığını belirttikten sonra “Ne yazık ki buna rağmen hâlâ biz Türkler kendimizi tereddütten kurtarıp kolaylıkla görülebilecek açık ve müspet sahaya geçemiyoruz” diyor ve nedenini de şöyle açıklıyor:
“Bunun sebebini, biz Türklere değil, bizi, Türkleri asırlardan beri alt alta gelmekte olan bir eski siyaseti Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde temellendirerek, tavlandırarak yürütebileceği akılsızlığında hâlâ inat edenlere sormalıdır”


Beşinci makalesinde Fransa’yı bir kez daha uyarır:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aldatılır bir varlık değildir. O’nu, aldatabilirim zehabında bulunanların, işte asıl onların kendileri için telâfisi çok güç olacak derecede aldanmış olduklarına ve olacaklarına şüphe edilmemelidir”.

**Kurun  (Vakit) 1875–1959 yılları arasında İstanbul da yayınlanmış günlük siyasî gazetedir.  1875 yılında Filip Efendi tarafından yayın hayatına başlamıştır. 1917 yılında Ahmet Emin Yalman ve Mehmet Asım Us’a geçerek onlar tarafından yayınlanmaya başlanmıştır. Millî mücadeleye destek veren gazete 1920 yılında Ahmet Emin Yalman’ın Malta’ya sürgün edilmesi nedeniyle Mehmet Asım Us tarafından yönetilmeye başlanmıştır.  1934 yılında adı “KURUN” olarak değiştirilse de bir süre sonra tekrar eski adına dönmüştür.**




 

YORUMLAR

  • 0 Yorum