Osmanlı'da Halk Eğitimi

Osmanlı'da örgün eğitim göremeyen kişiler farklı yollarla bilgiler edinmeye çalışmışlardır. Bunlar camiler, kütüphaneler, tekke- zaviyeler vb.dir. Yazımızda bunların halk eğitimine katkılarını ele almaya çalıştık.

Osmanlı'da Halk Eğitimi
04 Mart 2021 - 23:26
Osmanlı’da başlıca eğitim öğretim kurumları sıbyan mektepleri, medreseler ve Enderun Mektebi idi. Ancak istekli ve yetenekli kişilerin ya da halkın kendilerini geliştirdiği başka kurum ve yollar vardı. Böylece bunlar hem otodidakt yetişmeye hem de halk eğitimine imkan sağlıyorlardı. Otodidakt yetişme örgün eğitim kurumları dışında bir takım yaygın eğitim kurumlarından, kişilerden, kitaplardan vb. kendi kendini yetiştirme anlamına gelir.
Osmanlı’da örgün eğitim kurumları içinde eğitim alamamış kişiler kendilerini geliştirmek için çeşitli eğitim ortamlarında anlatılanları dinleyerek bilgi sahibi olurlardı.
 Osmanlı’da bazı yaygın ve otodidakt yetişme kurumları şunlardır:

Camiler:
           
Camiler ibadet dolayısıyla dini ahlaki bilgi veren bir kurum olmakla birlikte kimi zaman medreseler eğitimerini camide yapmaktaydı. Medreselerin yaptığı bu dersler halka açık bir şekide yapılmaktaydı ve isteyen kimseler gelip bu dersleri dinleyebiliyordu. Ayrıca Ders-i amm denilen bazı büyük hocalar kent ve kasabaların büyük camilerinde  "Cami dersleri" adıyla dersler verirlerdi. Bu işlevinin yanında camiler siyasi konuda da bilgi vermekteydi. Örneğin halkı milli bir mesele karşısında bilinçlendirmek ve halkın moralini yüksek tutmak. Buna son örnek olarak TBMM’nin Ankara’da cuma namazından sonra törenle açılmasıdır.



Tekke, zaviye, dergahlar:


Bunların mensupları musiki, raks, beden, ahlak eğitimi vermeyi onların fikri düzeyini yükseltmeyi amaçladıkları düzeyde yaygın eğitim kurumu sayılır.

Cem evleri, yaren sohbetleri, sıra geceleri:
           
Cem evleri Alevi vatandaşların toplandıkları kendi inançları doğrultusunda ibadet yaptıkları yerlerdir.
Sıra geceleri, yaren sohbetleri ülkenin pek çok yerinde karşılaşılan sohbet, müzik ağırlıklı ve çoğu zaman yaygın eğitimle ilgili kurumlardır.

Kütüphaneler:
           
Türk milleti yazıyı, kitabı kutsal saymaktaydı.Yerde bir kağıt parçası bile görseler onu saygıyla alıp bir duvar kovuğuna sokarlardı. Bu saygı nedeniyldir ki özellikle medreselere bitişik bir çok kütüphaneler inşa edilmiş bunlardan öğrenci ve araştırıcılar kadar isteyen herkes faydalanmıştır.



Devlet adamlarının,zenginlerin konakları:

           
Bilim adamlarını,sanatçıları seven devlet adamlarının ve zenginlerin konakları, önemli eğitim yerleri idi. Buralara biilginler, sanatçılar davet edilir, kendilerine hanegi denirdi. Onlar da sohbete çağrılan başka kişilere sohbet ve toplantı yoluyla yararlı olurlardı.

Bilginlerin, ediplerin, sanatçıların evleri:
           
Bu kişilerin durumu ya da bilgisi uygun olanlar herhangi bir maddi karşılık beklemeden evlerinde eğitim ve öğretim yaparlardı.

Bazı halktan insanların evleri:
           
Bazı halktan insanların evlerinde dini, ahlaki kitaplar, halk hikayeleri, vs. okunurdu. Hatta kimi okur yazar kadınların toplanmış dinleyici kadınlara Muhammediye, Mızraklı İlmihal, peygamber hikayeleri… gibi kitaplar okudukları olurdu. 
Bu tür okumaların Türk milletine ortak değerler kazandırdığı söylenebilir.

Kahvehaneler:
           
Kahvehanelerde keyfine düşkün bazı kişiler; özellikle okuryazarlardan bir çoğu buralarda toplanmaya başlamıştı.Kimi kitap okur, kimi tavla oynar, kimi satranç oynar kimiyse yeni yazılmış gazellerden getirir ve onları  okurdu. Eğitimden bahsedilir bir iki akçe kahve parası vererek gelenler bu ortamın zevkini sürerdi.
 Kahvehanelerde edipler, aydınlar halktan kişiler toplanırlar, sohbet edip tartışırlar dinleyenler de yararlanırdı. Bazı kahvehanelere bu özelliklerinden dolayı mekteb-i irfan dendiği bile olurdu.


Çırakların eğitimi:
           
Osmanlı döneminde çıraklar, geleneksel olarak süregelen usta-çırak ilişkisi içinde yetişiyorlardı. Fatih döneminde esnaf çıraklarının okuyup yazmalarına özen gösterilmesi ilginçtir.
1824’te çıkarılan bir fermanla ilköğretim görmeyen çocukların çırak verilmeleri yasaklanmıştır.

Orta oyunu, karagöz:
           
Osmanlılarda bu tür tiyatro sanatı da halk eğitimine katkıda bulunuyorlardı.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum