SU: Yeni Elmas

SU: Yeni Elmas
Editör: Taha Tekin
11 Aralık 2020 - 19:25
 Elmas-Su Paradoksu 
Yeryüzündeki yaşamın temel nedeni olan su; katı, sıvı ya da gaz şeklinde bulunabilecek çok gerekli ve değerli bir çevresel kaynaktır. Su, yaşamın, geçim kaynaklarının ve refahın bir kaynağıdır. Okyanus, atmosfer ve toprak arasında sürekli akan ve sonu olan bir değerdir. Artan talebe göre gittikçe daha zor bulunur bir hale geldiğinden, su güvenliğini sağlamak için su kaynaklarını geliştirmek ve yönetmek büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve yoksullukla mücadelenin de merkezinde yer almaktadır. Bu sadece gelişmekte olan ülkeler için değil aynı zamanda gelişmiş ülkeler için de geçerlidir.

Böyle bir durumda, lüksün göstergesi olan elmas neden hayatın sürdürülebilirliği için bir gereklilik olan sudan daha değerlidir? Ünlü ekonomist Adam Smith, 1776 yılında ekonomi dünyasına sunduğu elmas-su paradoksunda, insanların kendi hayatları için çok önemli ve elzem olan suya değer vermek yerine insan hayatı için bir değeri olmayan elmas gibi madenlere çok daha yüksek miktarlarda ödeme yapmayı tercih ettiklerini belirtir. Bu çelişki, Adam Smith’in de söylediği gibi “Her şeyin gerçek bedeli, yani onu elde etmek isteyen kişiye gerçek maliyeti, onu elde etmek için harcanan çaba ve zorluktur.” sonucuna götürmektedir. Arz ve talep kuralında da belirtildiği üzere, eğer bir varlığa olan talep fazla ya da bir kişi ona sahip olmak için çok çaba ve zorluk göstermeye istekliyle, o varlığın fiyatı artacaktır. Gıda ve enerjinin mevcudiyetlerini suya borçlu oldukları göz önüne alındığında, en büyük tehlike bir bölgenin susuz kalması olacaktır.

Dolayısıyla asıl soru; su fiyatlamasının elmas fiyatlamasına benzememesi için bizlerin ne yapması gerektiğidir. Tam da bu noktada, hangi bölgelerin su varlığı açısından daha fazla tehlike altında olduğu sorusu ve bu durumdan kurtulabilmek için neler yapılması gerektiği çok önemli hale gelmektedir


Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmasına rağmen, SU STRESLİ ülkeler sınıfındadır.

Türkiye, aşırı sıcaklıklara sahip “yarı kurak” bir bölgede yer almaktadır. Türkiye’ye düşen ortalama yağış miktarı 643 mm ile dünya ortalamasının oldukça altındadır.

2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Avrupa'daki ve Dünyadaki diğer ülkeler incelendiğinde, Türkiye, kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkelerden biri olarak göze çarpmaktadır.

TÜRKİYE SU DURUMU

Türkiye’de hanehalkı su tüketim oranı toplama göre gün geçtikçe artış göstermektedir. 2016 yılında; %10 olan hane halkı tüketim payının; 2023 yılında artan nüfus ile %16 seviyesine çıkması beklenmektedir.



Yaşadığınız havzada su kıtlığı olabilir!

Nehir Havzaları farklı nüfusu ve su potansiyelleri nedeniyle önemli farklılıklar göstermektedir. Bazı havzalardaki su kıtlığı tehdidinin nedeni, bölgedeki nüfustur. Ancak bilinçli su kullanımı ile bunu tersine çevirmek elimizde.


KAYNAKÇA: Yarının Suyu


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum