Türkülerimizin Hikayeleri

"Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur..." Neşet Ertaş

Türkülerimizin Hikayeleri
Editör: Züleyha Kurt
22 Nisan 2021 - 19:58
Uyan Sunam Derin Uykundan 

​​​​​​Suna, Fahri Kayahan'ın eşidir. Fahri Bey, Suna'yı çok sevmektedir. Sevgisini her daim gösterir. Suna'da aynı şekilde gösterir sevgisini ve bağlılığını. 
 
Hikaye Malatya'da geçmektedir. 
 
O dönemlerde Malatya'daki hamam sefaları, kadınların en büyük eğlencesiydi. Kadınlar kararlaştırdıkları bir günde toplanıp hep beraber hamama gidip eğlenirlerdi. 
 
Hamamda bulunan ve Suna'nın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım, Suna'nın normal şartlarda kıyafetinden görünme ihtimali olmayan sırtındaki bir beni görür ve eve döndüğünde Suna'nın sırtındaki beni kocası Mustafa Bey'e anlatır.
 
Aradan günler geçer ve Fahri Bey birgün, evlerinin civarındaki kahvehanede Neriman Hanım'ın eşi Mustafa Bey'e denk gelir. Sohbet etmeye başlarlar. Aralarındaki sohbet yerini kavgaya bırakır. Mustafa Bey sinirlenip "Sen benimle kavga edeceğine, karına sahip çık. Ben senin karının sırtındaki beni dahi bilirim" diye çıkışır" Fahri Bey duydukları karşısında şoka uğrar. Sevdiği kadının ona ihanet ettiğini düşünür. Eve vardığında dayanamaz ve Suna’ya durumu anlatır. 
 
Suna iki gözü iki çeşme yeminler edip eşine : “Bakar mıyım senden bir başkasına?” der ve dil döker eşinin karşısında. Fahri Bey eşine sarılır ve ikna olduğunu söyler. Bir daha hiç açılmamak üzere konuyu kapatır.
 
Fahri Bey'in kafasındaki soru işaretleri hala gitmemiştir.
 
O meseleden sonra Fahri Bey, Suna'sına kötü davranmaya başlar. Bir akşam yemek esnasında sudan bir sebeple kavga ederler. Bunun üzerine Fahri Bey ceketini alıp bir hışımla kendisini sokaklara atar. 
 
Sabaha karşı eve gelir. Eve geldiğinde gördükleri karşısında şoka uğrar. Tek sevdiceği Suna'sı kendini asmıştır. Başucunda bir mektup bırakmıştır sevdiği kadın.. 
 
Kusura bakma beyim. Uzun zamandır kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim. Kendi adımı temize çıkarmak için başka yol bulamadım. Şunu unutma ki, ben sana hiç ihanet etmedim. 
​​​
​​​​​​
Fahri Bey sözün tükendiği yerde o meşhur türküyü yakmıştır :

Şafak söktü yine sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Şafak söktü yine sunam uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
 
Çağırırım sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan
Çağırırım sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan
​​​​​​
Hastane Önünde İncir Ağacı

​​​​​​
Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat’a gelir. Sözlüsünü görmek ister. Fakat kızın ailesi gencin hastalığını öğrenince, gence kızlarını göstermek istemezler. Tedavi olması karşılığında şart koyarlar. Bunun üzerine genç adam tedavi için İstanbul’a gider ve hastaneye yatar.
 
Genç, odasının penceresinden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söylemiştir  :

Hastane önünde incir ağacı, 
Doktor bulamadı bana ilacı, 
Baştabip geliyo zehirden acı,
Garip kaldım yüreğime dert oldu, 
Ellerin vatanı bana yurt oldu, 
Mezarımı kazın bayıra düze, 
Yönümü çevirin sıladan yüze,
Benden selam söyleyin sevdiğim gıza,
Başına koysun karalar bağlasın,
Gurbet elde kaldım diye ağlasın…
 
Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür.. 

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde yaşayan Zeynep isimli bir kızın hikayesidir.
 
Bir gün köyde Ağa’nın bir düğünü olur. Eğlenceler düzenlenir ve yarışlar yapılır. O yarışlara Ali adında bir genç katılır ve Zeynep isimli güzel kızı görünce gönlünü kaptırır. Aşık olur. Ali köye döndüğünde haber gönderir. 
 
Ali’nin köyü uzak olduğundan Zeynep’in ailesi başta vermek istemez ama her ne kadar vermek istemediklerini söyleselerde sonunda kızlarını Ali'ye verirler. 
 
Zeynep ve Ali evlenir. Zeynep, Ali'nin köyüne gider. Ailesinin köyü ve kendi yaşadığı köye çok uzak olduğu için anne ve babasını yedi sene boyunca göremez. Zeynep içindeki hasretten türküler söylemeye başlar. Kocası Ali ise zamanla Zeynep'i hor görmeye başlar. Saygı ve sevgi yerini şiddete bırakır. Zeynep üzüntüsünden hasta olup yataklara düşer. Çevredekiler en sonunda dayanamayıp Zeynep’in anasını, babasını çağırırlar. Annesi babası geldiğinde Zeynep onlara bu türküyü mırıldanır ve bir daha iyileşmez. 
​​​​​​

​​​​​
Güvercin Uçuverdi (Misket)

Misket, Ankara'da yıllarca önce yaşanmış ölümsüz bir aşkı anlatmaktadır. Bu türkünün hikayesinin asıl kahramanı Huriye ve Osman Efe'dir. Osman Efe, Huriye'ye misket demiştir. Bunun sebebi Huriye'nin utanınca kızaran yanaklarını misket elmasına benzetmesinden dolayıdır. Diğer sebebi ise Huriye'nin Osman Efe'yi misket ağacında beklemesi, yolunu gözlemesinden dolayıdır. Osman Efe de yakışıklı bir delikanlıdır, o da sevdalıdır Hayriye'ye. 
 
Hayriye'nin güzelliğine sevdalı olan tek kişi Osman Efe değildir sadece. O yörenin ağalarından olan Kır Efe'de aşıktır genç kıza. Genç kızın babasına haber gönderir. 
Babası hem zengin hemde hali hatrı yerinde olan Kır Efe'ye kızını vermeye karar verir. 
 
Osman Efe duruma sinirlenir ve ağaya meydan okur. Osman Efe ile Kır Ağa meseleyi kendi usullerince çözmek için karşı karşıya gelirler. Kazanan Misket’i alacaktır. Ancak kavga sırasında Osman Efe’nin yiğitliğini gören Kır Ağa çekilir ve Misket’i Osman Efe’ye bıraktığını söyler.
 
Evine doğru gelenleri elma ağacının üzerinden izleyen Misket, kalabalık arasında Kır Ağa’yı görüp de Osman Efe’yi göremeyince fenalaşır. Çünkü sevdiği gencin Kır Ağa tarafından katledildiğini düşünür. Genç kız ağaçtan düşüp hayatını kaybeder. 
 
Bu acıya, tüm köy şahit olmuştur ve hikayesi dilden dile dolaşarak türkü haline gelmiştir. 

Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Elin oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi
 
A Benim Hacı Yarim,
Başımın Tacı Yarim.
Eller Bana Acımaz,
Sen Bari Acı Yarim.
 

​​​​


 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum