Hasan Arkın

Hasan Arkın

Hasan Arkın

TEK TANRI, TEK İNANÇ, TEK BETİK

13 Ağustos 2020 - 11:25

TEK TANRI TEK İNANÇ (DİN) TEK BETİK (KİTAP)

İnsanlık varoluşundan beri hep kutsal bir güç aramış. Doğaya, ateşe, aya, güneşe tapmış. Maddesellik girip, geliştikçe kendi değer verdiği madde neyse onu şekillendirip ona tapmış. Gel gelelim, sonunda Tanrıyı bulmuş. Ama insan işte, çiğ süt emmiş; her an yoldan çıkmaya hazır. Tanrı onlara kendini anlatabilmek için elçi(peygamber) göndermiş; hem de tam 124 Bin tane. Ama elçiler de tek başlarına bu insanlarla baş edememiş. Yaratan sonrasında daha güçlü elçiler göndermiş, bu elçiler aracılığıyla da o inançların betiklerini (kitaplarını) göndermiş. 

Neyse, sonucunda insanlık tek Tanrı, üç elçi ve üç betik etrafında toplanmış. Başlarda bir sorun yok; inanlar elçilerin yol göstericiliği ve betikleri eşliğinde yaşamaya başlamışlar. Bir zaman sonra, elçiler de insan, doğal olarak öldüler. Elçilerin yerine de onların elçileri gelmiş (halifeler, havariler…). Ki bu halifeler, havariler elçilerin inanç yönünü değil devlet adamlığını temsil ederler. Bu sağlam, güvenilir, önderlik özellikli elçilerin temsilcileri de yeryüzünü terk edince; biri çıkmış büyük halife benim, diğeri çıkmış baş havari benim demiş; başlamışlar inançları ve inananları pis siyaset ve çıkarlarına alet etmeye! Bakmışlar erken kalkan yol alıyor, ermişler, dervişler, şeyhler, şıhlar, alimler durur mu, çıkıvermişler ortaya. Yaratan’ın kendi eliyle yapmadığı, elçileri aracılığıyla söylemediği, betiklerinde yazdırmadığı şekilde başlamışlar inançları mezheplere bölmeye. Biri çıkmış: “Ben alimim. Okuduğumdan bunu anladım, bu din böyledir, böyle yaşanır! Benim mezhebim budur inanan beri gelsin!” Eee alim bunu yapar da şeyh durur mu? Şeyh de kendine uydurmuş: “Siz o alimi dinlemeyin! Hatta betiği, elçiyi falan boş verin! Size inancınızı ben öğreteceğim; inancınız budur!” demiş. E insan denen yaratık da zaten çıkar düşkünü; kimin çıkarı hangi mezhebe uyuyor, yolunu hangi mezhepten buluyorsa o ermişin, alimin, şeyhin, dervişin, şıhın kuyruğuna takılıvermişler. Yaratan’ın kendisinin, elçisinin, betiğinin yapmadığını bunlar yapmış; inançları 40 parçaya bölmüşler.

O günler, bilgiye erişimin, uzak diyarlara ulaşımın çook zor olduğu dönemlerdi. Belki bu olanlar o günkü koşullarla normal karşılanabilirdi. Peki, ya bugün!? Betik elinin altında; aç oku. Ve ancak, ne yazık ki en ateşli inananların neredeyse çoğu bile kendi betiğinin tamamını baştan sona bir kere bile okumamıştır. Merak ettiğin bir tık uzağında; araştır. Ama ne gerek var!? Şeyhi ona söylemiştir zaten! Kendin bilemiyor, yapamıyorsan bile gerçekten Yaratan’ına, elçisine, betiğine yürekten bağlı, bunu arı(saf) duygularla yapanın yanında ol. Ama o da işine gelmiyor!

İnancı topluluk afyonu ve kazanç kapısına çevirip, bundan yolunu bulanları ayırarak; gerçekten bilgisizlikten, mahalle baskısından, siyasal görüşten, bağlı olduğu çevre yüzünden bunların içinde olanlara sormak istiyorum -siz de sorun-… Bir düşün, yaptığı ticaretin alanına göre kendisine uyan devlet kurumlarına sızıp ele geçirmeye çalışan, sana Bedevi Araplığını kutsal diye pazarlayıp bir hurma bir hırka edebiyatını yaparken kendisi çağdaş dünyanın ve maddiyatın tüm kaymağını yiyen, çaşıt(casus) olduğu devlet raporları tarafından doğrulanmış ve kesinleşmiş olan, her dakika sizden yardım vb adı altında para toplayan (Ve siz bu yardımı verdikten sonra kiradaki evinize gidip ay sonunu düşünürken yardımı toplayan bilmem kaç milyonluk arabasıyla bilmem kaç milyonluk malikanesine gidiyordu!), ısırdığı yiyeceği, yarısını içtiği içeceği, dokunduğu bir nesneyi kutsadığını sanacak kadar kendini beğenmişliği Tanrı katına çıkmış olandan Yaradan dostu, inanç bilgini olur mu a dostlar!?
Unutmayın! Şeyh uçmaz… Müridleri uçurur!
     
İnanç, kişinin kendi özgür seçimidir. İnancını yaşamak da öyle. Bunun için ne cemaate, ne tarikata, ne şeyhe ne hocaya gereksinimin yok. Gereksinimin olan yalnızca okuma-yazma bilmek, beynini kullanarak görebilmek ve gönülden duyumsamadır. Bunu yaptığında; Tek Tanrı, Tek Elçi ve Tek Betik sana yeter!
 

  • Dipçe: (Halifelik, Saygıdeğer -Hazreti- Muhammed’in dini tarafını değil, devlet adamlığı yani siyasi yönünü temsil eder. Halifeliğin dini bir yetkinliği yoktur!)
  • Dipçe 2: (İslamiyet özelinde yazılmış gibi algılanabilir. Bize daha uygun olması açısından öyle yazılmıştır. Ancak tek bir inanç için değil, bütün inançlar için geçerlidir.)

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Ufuk Yıldızdağ
    3 ay önce
    Beyni sulanmış millet, millet olmaktan çıkar mankurt sürüsü olur. Kalemine sağlık kandaşım.
  • Bökü börü
    3 ay önce
    Tanrı tekdir,Tanrı göktedir onun elçisi falan yoktur. Tanrı elçiye ihtiyaç duymaz...