Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

EGEMENLİK ULUSUNDUR

23 Nisan 2021 - 11:41

                Türk egemenliğinin bir aileden alınarak Türk ulusuna aktarılışının 101nci yılındayız. Kutlu olsun! Bu gerçekten çok büyük bir devrimdir. Ziya Gökalp büyük devrimin büyük önderini anlatırken devrimin en dikkat çeken özelliğini de anlatıyor: “ Türkçülüğe dair bütün hareketler kısır kalacaktı; eğer Türkleri Türkçülük ülküsü etrafında birleştirerek dağılma tehlikesinden kurtarmayı başaran büyük bir dâhi ortaya çıkmasaydı. Bu büyük dâhinin ismini söylemeye gerek yok; bütün dünya bugün Gazi Mustafa Kemal Paşa ismini kutsal bir kelime sayarak her an saygıyla anmaktadır. Önceden Türkiye’de Türk milletinin hiçbir mevkii yoktu. Bugün her güç Türk’ündür.  Bu topraklardaki egemenlik Türk egemenliğidir. Siyasette, kültürde, iktisatta hep Türk halkı egemendir. Bu kadar kesin ve büyük devrimi yapan kişi Türkçülüğün en büyük adamıdır. Çünkü; düşünmek ve söylemek kolaydır, yapmak ve özellikle başarıyla sonuçlandırmak çok güçtür.” (1)
                 “Yeni Türk Devletinin ilk bayramı olarak 23 Nisan 1921 yılında kabul edilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı’nın 23 Nisan 1922’de Ankara’da yapılan ilk kutlamalarından itibaren çocukların ön plana çıkmasıyla birlikte TBMM Başkanı Mustafa Kemal’in de desteğini alan Himaye-i Eftal Cemiyeti yöneticileri 23 Nisan 1923’de cemiyet adına yardım toplamaya başlamıştır. 1924 kutlamalarında Latife Hanım’ın Himaye-i Eftal temsilcisi olması ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın da Himaye-i Eftal Cemiyetini açıkça desteklemesi ile 1925’lerden itibaren23 Nisan’a Hakimiyet-i Milliye Bayramı yanında ‘Çocuk Günü’ ve ‘Çocuk Bayramı’ da denmeye başlanmıştır. Çocuk Bayramının amacı, çocukların birkaç gün eğlendirilmesinden ziyade, toplumun farklı çocuk sorunları ile ilgilenmesini sağlamaktı. Çocuk ölümlerinin azaltılarak nüfus artışının desteklenmesi bunların en önemlisiydi.
                 Mustafa Kemal Paşa ve Hükümetin de desteği ile 1929 yılında ‘Çocuk Haftası’ adıyla yedi güne çıkarılmış ve kutlamalarda aktif rol Türk Ocaklarına verilmiştir. Maarif Teşkilatının da okulları tatil ederek tüm öğrencilerin kutlamalara katılımını sağlamasıyla Çocuk Bayramı, Ankara ve İstanbul’un yanı sıra memleketin her tarafında özel merasimlerle kutlanmaya başlanmıştır. Böylece 1929’da Çocuk Haftası olarak kutlanmaya başlanan 23 Nisan kutlamaları daha çok, çocukların sorunlarının gündeme getirildiği ve bütün Türkiye’nin coşkuyla kutladığı bir bayram haline dönüştürülmüştür.”(2)
                Çocuklarımız, Türklüğün bağımsızlığının ve gönençli geleceğinin güvencesi olduklarına göre her koşulda öncelikle korunmalı ve çok iyi derecede eğitilmelidirler. Türk dili, Türk tarihi ve Türk kültürü bilinci ile yetişecek Türk çocukları geçmişte olduğu gibi gelecekte de yüksek uygarlıklar kurmanın kıvancını yaşayacaklardır. Atatürk’ün belirttiği gibi; “ Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
               1965-1970 yılları arasında Samsun Sakarya İlkokulu’ndaydım. Her 23 Nisan’da Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na bir hafta süre ile hazırlanırdık. Adı “Yavru Kurtlar” olan “Boru-Trampet Takımımız”, çalacak marşlara eşlik etmek için öğretmenlerimiz tarafından çalıştırıldı. Sarı-Kahverengi renklerden oluşan bir üniformamız vardı. Şapka tereğinin üzerinde, sol göğsünde kolalı bezden ve kısa pantolon kemerinin metal tokası üzerinde bronzdan bir Bozkurt başı vardı. Bugünkü Türk Ocakları ongununun olduğu gibiydi. Bu kutlu üniformamı bugün de kıvançla saklarım. Törenlerde coşkulu kalabalıkların alkışları arasında bir asker gibi yürürken yanlış yapmanın korkusu ile ayaklarımın titrediğini bugün de heyecanla anımsıyor ve yaşıyorum. O yılların “Yavru Kurt”u olarak bugün, “Türklüğün Bozkurt”u Atatürk’ün akıl ve bilim yolundaki kutlu yürüyüşünün yoldaşı olmak çabası ve kıvancı ile dopdoluyum. Ancak üzgün ve başkaldırıcıyım!
              Çünkü: Eski gerici kalıntısı anlayışın, Ziya Gökalp’in tanımıyla “O büyük dâhinin”, uçmağa varışı ile yüksek uygarlık yürüyüşüne yaptığı saldırısını püskürtememenin acısındayım. Çocuklarımıza; “Doğruluk, çalışkanlık, sevgi ve saygı erdemleri” ile donanmış “Andımız”ı okutmamız yasaklandı. Ordu’muzun dağlarımıza yazdığı “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” kaldırıldı. Türk Ordusu’na tuzaklar ve kumpaslar sürüyor! Cumhuriyet yoldaşları alçakça düzenlerle etkisizleştiriliyor. Çocuklarımızla ilgilenmesi gereken Bakanlığa çocuklarımıza istismarda bulunan gerici dernek ve vakıfları koruyan bir kadın atandı. Türk Ordu’suna yağılık, emekli Atatürk’çü subaylara kadar ulaşmış durumda. “Yeni Anayasa yeni kuruluş Anayasası olacak” diyen alçaklar var mecliste. “Mütareke” günlerindeyiz! Milli Eğitim Müdürlüğü katındaki insansı bir yaratık, Nutuk için, “İngiliz Muhipler Cemiyeti” üyesi gibi yorum yapıyor! Yurt yağıları, yönetim yardımı ile yağı ülkelerine kaçırılıyor!
             Ancak üzüntülerin yılgınlık yarattığını düşünenler varsa yanılmaktadırlar.“Yavru Kurtlar”ın, “Bozkurt”un kutlu yolundaki kararlıklarını bilmiyorlar. Gelecekteki 23 Nisan’lar daha büyük coşku ile kutlanacaktır. Nutuk’la sıkıntısı olanlar şu sözlerin sonsuza kadar yürürlükte kalacağını bilsinler: “ Türk halkının kayıtsız ve şartsız hakimiyetine sahip olduğunu bir defa daha ve kesinlikle tekrar ediyorum. Hakimiyet; hiçbir anlamda, hiçbir şekilde, hiçbir renk ve hiçbir kılavuzlukta ortaklık kabul etmez. Unvanı ister halife ister başka bir şey olsun, hiç kimse bu milletin kaderine ortak çıkamaz. Millet buna kesinlikle müsaade edemez. Bunu teklif edecek hiçbir milletvekili bulunamaz. Bunun içindir ki, kaçmış olan Halife’nin halifeliğine son verip, yenisini seçmek ve bu konu ile ilgili bütün işlemlerde belirttiğim görüşler çerçevesinde hareket etmek zaruridir. Başka türlüsüne kesinlikle imkân yoktur.”(3) Nokta!
              23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!
            

  1. Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp
  2. Gazi, Akademik Bakış, Yrdc. Doç. Dr. Mücahit Özçelik, Erciyes Ün. Tarih Bölümü, Cilt 5 Sf.9
 NUTUK, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2000, Sf. 474

YORUMLAR

  • 1 Yorum