Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

METRİSTEPE'DEN KOCATEPE'YE

08 Eylül 2020 - 16:39


                Ağustos ayının ilk günleri idi. ATA DERNEĞİ Eskişehir Örgütü bir öneride bulundu; Siyasi iktidarların her geçen yıl önemsizleştirme çabalarına karşın Kurtuluş Şavaşı’nın önemini ve unutulmaya yüz tutan öykülerini topluma anımsatmak amacıyla “Metristepe’den Kocatepe’ye Kurtuluş Yürüyüşü” adlı bir çalışma yürütmeliyiz. Çocuklarım için geçmişte yaptığım ve daha kapsamlı yapılmasını yıllardır düşlediğim bu yürüyüş önerisi ayaklarımı yerden kesmişti. Atsız’ın, “Çanakkale’ye Yürüyüş”ü düşmüştü usuma. Ata Derneği Yönetim Kurulu karar aldı ve hazırlıklar başladı. Bu yürüyüşün gelecek yıllarda yapılacak olan kapsamlı yürüyüşlerin ön çalışması olmasına karar verilerek ve salgın koşuları da dikkate alınarak katılacakların sayıca sınırlı tutulması ilkesinde oydaşıldı. Ata Derneği Genel Merkezi’nden Genel Yazman ve Atayurt Yayınevi iyesi Faruk Nesimi GÖZÜBÜYÜK ve ben; Eskişehir örgütünden, Örgüt Başkanı Eczacı Fatmatüzzehra KIRAÇ, Tarihçi emekli Öğretim Üyesi Dr. Cezmi KARASU, İletişimci İrfan ONGAR ve Belgesel Yönetmeni- Karikatürist Ekrem BORAZAN kutlu yürüyüşün yolcuları olacaktık. Çadırlar ve sırt çantaları, Genel Başkan Namık Kemal ZEYBEK’in girişimleri sonucu Yenimahalle Belediyesinin özgülediği minibüs hazırdı. Belediye Başkanı Sayın Fethi Yaşar’a buradan gönül borcumuzu sunuyoruz.

               Yürüyüş 26 Ağustos’ta Ata Derneği Genel Merkezinden başladı. İlk olarak Sayın Namık Kemal Zeybek’in de katılımıyla Anıtkabir’de ölümsüz Başkomutan ve önderimiz Atatürk’e saygılarımızı sunduk. Kurtuluş Savaşı ile ilgili çok önemli çalışmalar yaparak kararlar alan 1nci Büyük Millet Meclisi Ankara’daki ikinci durağımızdı. Müdüre Hanım yakın ilgi göstererek yaptığı ayrıntılı sunumlarla bizleri o günlere götürdü.
               Akşam Eskişehir’e ulaştık. Ada Aşevi’nin bahçesinde, odun ateşinin çevresinde Esen Leyla Esendal; Kurtuluş Savaşı şehitlerinin, gazilerinin ve analarının sesinden “Ölümün Gözlerinden Bakmak” adlı drama metnini usta bir tiyatro sanatçısından ayırımsız yorumladı. Ardından Eskişehir Masal Grubu sanatçıları “Gazi Kovan” öyküsüne yaşam vermişçesine izleyicilere bilgi ve duygu dolu dakikalar yaşattılar.
               27 Ağustos günü öğlen saatinde İnönü Savaşlarının Komuta Merkezi olan Karargâh Müzesi’ndeydik. Dr. Karasu, “İnönü’de savaş olmadı” savlarına karşın Türk birliklerinin 11 Ocak ve 1 Nisan 1921 tarihlerindeki başarılarının önemini ayrıntılı olarak anlattı. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın 1 Nisan 1921’de Büyük Millet Meclisi’ne “Düşman, binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silahlarımıza bırakmıştır.” Telgrafını, Mustafa Kemal Paşa “ Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz. İstila altındaki topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor.” Yanıtı, karargâhın en güzel köşelerinden birisinde bulunuyor. Karargâh anı defterine duygu ve düşüncelerimiz ile alpların tinlerine saygı sözlerimizi yazarak ayrıldık. İntikam Tepe ve Doruk Şehitliklerine uğrayarak alp atalarımıza saygı ve gönül borcumuzu sunduk. İntikam Tepe Şehitliği’nin bakımını ölen kızından sonra gönüllü olarak üstlenmiş olan Lokman Taşkın’ın bir yıl kalmış olan emekliliği için Bilecik İl Özel İdaresi’nin gerekeni yapacağını umuyoruz. Metristepe tırmanışı uzun yıllardır yapamadığım dağ yürüyüşüne duyduğum özlemi giderdi. İnönü Utku Anıtı’nı içerisinde bulunduran Metristepe’de bir görevlinin bile bulunmayışı; bilgisizce, acemice gerçeklerden uzak yapılmış sözde savunma mevzii, önceden özenle yapılmış çeşmelerden bir damla bile su akmaması kutlu tarihimize saygısızlıktır. Geceyi çadırlarımızda geçirdiğimiz 1603 metre yükseklikteki Metristepe’nin ayazı, savaşın zorlu koşullarından yalnızca birisi olduğunu anımsatmaya yeterliydi.

               Yürüyüşün erkencisi İrfan ONGAR’ın her sabah 06:00’da olduğu gibi “ Metristepe’den Kocatepe’ye Kurtuluş Yürüyüşü Yolcuları!” bağırışı, Harbiye’deki “Kalk Borusu”ndan sevimliydi. Sabah, İnönü Akpınar Şehitliği’ndeki yakarıştan sonra öğle saatinde Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya Meydan Savaşı’nı yönettiği Polatlı Alagöz Karargahına vardık. Kapalı oluşuna üzüldük. Türk Utkusunun önemli yerleri neden kapalı olur? Bu konuda yapılacakları Ata Derneği Yönetim Kurulunda görüşmeliyiz. Polatlı’daki Şehitler Anıtı ve Savaş Müzesi sonsuza kadar kıvanç anıtımız olarak kalacaktır. Müze anı defterine de Ata Derneği’nin verdiği yetkiyle duygu ve düşüncelerimizi yazdık. Saat 16:30’da bir alpın da ilginç öyküsünü içerisinde barındıran POTA’daydık(Polatlı Tarihi Alanlar). Kadim KOÇ emekli Topçu Albay. Topçu ve Füze Okulu’nda görevli iken Sakarya Savaş alanındaki “savunma mevziileri”, “komuta yerleri”, şehitlikler gibi birçok önemli yerin korunması ve görülmesini özüne görev bilmiş. Emekli olduktan sonra Polatlı Belediye Başkanı Kadim Albay’dan çalışmalarına devam etmesini istemiş. POTA bu amaçla kurulmuş ve Kadim Albay Sakarya Savaş alanını görmek isteyenlere coşku ile kılavuzluk yapıyor(bilgisayardan ulaşılabilir). Zafer Tepe(Dua Tepe), Gazi Tepe, Türbe Tepe, Çal Dağı, Mangal Dağı, Mürettep Kolordu Karargâhı gibi görülmesi gerekli yerler var. Karlofça Antlaşmasından sonra Türk’e saldırıların durdurulduğu bir savaş olmasının özelliği yanında, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos 1921’de Dünya savaş anlayışına kazandırdığı “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz!” ilkesiyle Sakarya Savaşı, yerinde ayrıntılarıyla incelenmesi gereklidir. Her Türk genci “Diriliş Yolu”nun yolcusu olmalıdır.

               Gazeteci Claire Price Sakarya Meydan Savaşı’nı “ Batı 200 yıldan beri ihtiyar Osmanlı Devleti’ni parçalamaya çalışıyordu. Fakat Sakarya’da Türk’ün kendisi ile karşılaşmış ve ona dokunduğu anda da tarihin yönü değişmiştir. Tarih bu olayı devrimizin en büyük olaylarından biri olarak kaydedecektir.” Şeklinde değerlendirmiştir.
               Azerbaycan’nın Ankara Büyükelçisi İbrahim Abilof ise Ulusal Savaşım günlerindeki tini şu sözlerle özetlemiştir: “ Dünya üzerinde aklı başında hiçbir insan Milli Mücadele’nin bu şartlar altında kazanılacağına inanmazdı. Ama kazanacaklardı. İnanılmaz bir sıkıntı içinde idiler. Fakat hiç kimse borç istemiyor, hiç kimse halktan kanunsuz para toplamayı düşünmüyor ve nihayet kimse yokluğunu dışa vurmayı denemiyordu. Bu, Türklere has bir vasıftı. Zafere öylesine inanmışlardı, aralarındaki ihtilâfa ve bazen Meclis’teki ters anlayışa rağmen buna öylesine iman etmişlerdi ki, çokluk Halide Hanım başta olmak üzere günde bir öğün yemek yediklerini biliyorduk ama sefaretten bir hediyeyi kendilerine göndermeğe cesaret edemiyorduk. Ankara’nın karanlığında bir başka ışık parıldıyordu.”

               Mustafa Kemal Paşa, 7-8 Ağustos 1921’de Başkomutanlık Yasası’ndan aldığı yetkilere dayanarak yayımladığı “Tekâlif-i Milliye( Milli Yükümlülükler) Emirleri” için şöyle demiştir: “Amacım bütün milleti savaşla ilgilendirmek, bütün kaynakları harekete geçirmek; her evi, her iş yerini cephenin bir parçası yapmaktır.”
              Güneş batmadan Zafer Tepe’de olabilmek için zamanla yarıştık. İrfan ve Ekrem Beğlerin Mustafa Kemal Paşa ve Salih Bozok’la güneşin buluşmasını fotograflayabilmek  için coşkuyla koşuşturmalarını unutamam. Geceyi, Zafer Tepe eteklerinde, Sakarya Utkusunun her yıl kutlandığı alanda çadırlarımızda geçirdik. Kadim Albay’a geç saatlere kadar bizimle birlikte olarak gösterdiği ilgiye buradan gönül borcumuzu sunarım. Söylemeye çalıştığım Sakarya Marşı’nı sanat ustası İrfan Beğ haklı olarak eleştirse de sonraki yıllarda beğendireceğimi umuyorum;

                                         Hürmet sana ey şan dolu sancağım
                                         Baştan başa arza hâkim ol şahım
                                         Türk Ordusu, Türk Ordusu sayende
                                          Sakarya’da kuruldu şan otağım.
 
                                          Dünyalara bedeldir mah cemalin
                                          Allah’ına emanettir Kemal’im…

 
                  Kurtuluş Yürüyüşü’nün ikinci bölümünde buluşmak dileğiyle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum