Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

Vedat Çınaroğlu

TAM BAĞIMSIZLIK

03 Aralık 2020 - 19:40


                 Eğitim gerçeklerin öğretilmesi değildir, düşünmek için aklın eğitilmesidir.
(Albert Einstein)
Tam bağımsızlığı kavrayabilmek için bu felsefi sözü çözümleyebilmek gereklidir. “Aklın eğitilmesi”nin anlamını anladığımızda çözüme ulaşmışız demektir. Eğitilmiş akıl; davranış biçimlerini, olaylar karşısındaki yorumlarını, yaratılmışlar arasındaki ilişkilerini bilim ve vicdan ölçeğinde değerlendiren ve uygulayabilen akıldır. Bilim ve vicdandan yoksun bir aklın; bireyin, toplumun ve devletin tam bağımsızlığını kavrayabilmesi zordur. Aklın her bireyde ve her durumda düşündüğü onaylanabilir ancak bilim ölçütleri ile karşılaştırıldığında bu onayın derecesi tartışılır. Kalıplaşmış bir gülmece vardır: “ Akıllar pazara çıkarılmış, herkes özünün aklını almış!”. Bu, eğitilmemiş aklın eleştiriden uzak özseverliğidir. Kalıplara tutsak bir akıldan tam bağımsızlığı kavramasını beklemek o akla haksızlıktır.
                 Özseverlik olarak anlaşılabilse de, okurların ilgisine sunmak amacıyla belirtirim ki; doğa yurdumun duvarına tahta parçasına yakarak, önemsediğim bir sözümü kondurdum: “Yaratılmışlara karşı adil ve vicdanlı olunuz, biliniz ki Tanrı sizinledir.” Bu söz çok değerli bir Türk bilgini olan Farabi’nin “Tanrı bilfiil akıldır”(1) saptaması olmaksızın eksik olarak değerlendirilebilir. 1789 Fransız devriminin ve aydınlanma çağının temel ilkesi olan “akıl ve bilim merkezli yaşam biçimi”nin oluşmasında Farabi, Biruni, İbn-i Sina gibi Türk bilim insanlarının olduğu gerçeği görüldüğünde tam bağımsızlığın kaynağını da anlamış olabiliriz. Gerçek olarak da tam bağımsızlık Türk’ün öz değeri olarak Türk kültüründedir. Türk tarihini çok iyi incelemiş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tam da bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin “Yüksek Türk Kültürü” olduğunu belirtmiş ve “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözü ile öz kültür değerimizin temel ilkesini belirlemiştir. Yüksek Türk kültürü yüz yılardır süzülerek gelmiş deneyimler bütünüdür. Eğitilmiş aklın tarihe armağanıdır ve yaratılmışlara karşı saygının töreleşmiş değeri olarak tam bağımsızlığın bayraklaşmış durumudur.
                Çok yalın olarak örneklemek gerekirse: Yaratılmışlara; çocuklara, kadın erkek ayırımı olmaksızın kişilere, doğaya, hayvanlara yapılan her saygısız söz ve davranış iyesinin yüksek Türk kültüründen ve tam bağımsızlık bilincinden yoksun olduğunu onaylamak gerekir. Sosyoloji; Davranışlarını, başka bir gücün etkisine, egemenliğine bağlı olmadan düzenleyebilen kişileri “bağımsız kişi” olarak tanımlıyor. Yukarıdaki kişilik bozukluğu davranışları Türk kültürü onaylamadığına göre, bu davranış iyeleri başka kültürlerin egemenliğinde demektir. Yani bağımsız kişi değillerdir. Bağımlı kişilerin çoğunluğu oluşturduğu toplumları bağımsız toplum olarak tanımlayabilmek olanaklı mıdır?
                Bir ulus kararlarını doğrudan veya öz kurumları aracılığı ile hiçbir alan kısıtlaması olmadan alabiliyorsa buna “Tam Bağımsızlık” diyoruz. Bir ulusun öz kurumları devleti oluşturduğuna göre, devleti yöneten siyasi iktidarlar iç ve dış işlerinde öz istençleriyle hareket ettikleri sürece “Tam Bağımsız”dırlar. Birey, toplum ve devlet her alanda öz değerleri yerine yabancı değerlere bağımlı iseler tam bağımsızlıktan söz edilemez. Soyu ve dayandığı kültür değeri Türk olan bireyin adının Arapça ya da Farsça olması, gündelik esenleşmelerinin Arapça/Farsça/İngilizce/Fransızca ya da başka bir dille yapılması tam bağımsızlık bilincinden yoksunluğun en temel göstergesidir. Devlet yönetiminde bulunanların her konuşmalarında dini kaynakları kullanmaları da tam bağımsızlıktan açık bir sapmadır. Birey ve yönetim davranışlarından verilebilecek tam bağımsızlık karşıtı örnekler bu köşeye değil ancak kitaplara yazılabilir.
               Yaşamını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tam bağımsızlık üzerine kurgulamış olan Atatürk’ün tanımlamasına bakalım: “ Tam Bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız görevin asıl ruhudur. Biz, yaşamak isteyen, onur ve şerefi ile yaşamak isteyen bir ulusuz. Bilgin, cahil ayrıcalıksız tüm ulus belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında toplanmış ve kanını sonuna kadar akıtmaya karar vermiştir. O nokta, tam bağımsızlığımızın sağlanması ve devam ettirilmesidir. Tam bağımsızlık denildiği zaman elbette siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve her konuda tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımdan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulus ve yurdun gerçek anlamı ile tüm bağımsızlığından yoksunluğu demektir.” Bu çok değerli tanımlamadaki her konuyu bir köşe yazısında ayrı ayrı irdelemek olanaklı değildir. Yalnızca kısa birkaç özet yapmak istiyorum.
             Kurtuluş Savaşı’nın askeri hedefine ulaştığı günlerde İstanbul’dan İzmir’e giden Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na “ Asıl şimdi başlıyoruz”(2) diyen Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın başladığı işin tam bağımsız bir Türk yurdu kurmak olduğunu anlıyoruz. Neden? O kadar çok yanıtı var ki; Türk ordusunun İzmir’e girdiği 9 Eylül 1922’den 5 ay 8 gün sonra İzmir’de 15 gün süren 1nci Ekonomi Kurultayı, konu ve anlam olarak dikkate değerdir. Atatürk’ün uçmağa gidişinden sonra, “muasır medeniyet” amacının Batının değerleri ya da Batılılaşmak olduğu savlarına 29 Ekim 1930’da Türk Ocağı Genel Merkezi’indeki sözleri en açık yanıttır: “ Türkiye bir maymun değildir. Hiçbir ulusu taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne Batılılaşacaktır. O yalnızca özdeşleşecektir.” Tek başına 10ncu Yıl Söylevi, Atatürk’ün tam bağımsızlık ülküsünün anlaşılması için bile yeterlidir. Değerli bir yoldaşımın, “ Tam bağımsızlık; Türklük bilincinin yaygınlaştırılması, özün ayrımına varılması, her alanda en yüksek düzeye ulaşılması ile olasıdır.”  Sözleri, Atatürk ülküsü yolcularına ilişkin ortak kararlılığının güvencesi olarak son derece sevindiricidir.
            Son söz kuşkusuz O’nundur: “ Ne Mutlu Türk’üm Diyene”…

  1. İdeal Devlet, Farabi
  2. Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay  
              

                 
                   

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum